İş Hukuku

01.03.2019

İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMLİ DAVALARDA KISMİ ALACAK BELİRSİZ ALACAK KAVRAMININ ZAMANAŞIMI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ.

Dosya Kategorisi İş Hukuku

HMK 107. Maddesinde belirsiz alacak davası düzenlenmiştir. Belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir.

Kural olarak kısmi davada zamanaşımı, dava dilekçesinde bildirilen talep sonucu miktarınca kesilmektedir. Ancak belirsiz alacak davası ile davacıya büyük bir avantaj sağlanmakta,  alacağın tamamı için zamanaşımı dava tarihi itibari ile kesilmektedir.

Kısmi olarak açılan davalarda ise,  yalnızca dava dilekçesinde talep edilen miktar açısından zamanaşımı kesilir. Bu nedenle dava açıldığı sırada zamanaşımına uğramamış olan miktar ıslah aşamasında zamanaşımına uğramış olabilir ki sıklıkla bu durumla karşılaşılmakta ve hak kayıpları meydana gelmektedir.

Bir diğer önemli husus ise dava değeri biliniyor veya belirlenebiliyor ise belirsiz alacak davasının açılamayacak olmasıdır.

Davacının çalışma süresini, en son ödenen ücreti ve kullanmadığı yıllık izin süresini belirleyebilecek durumda olduğu kabul edildiğinden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceği yasa gereğidir. Aksi halde bu alacakların hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddi gerekmektedir.

Yargıtay  22. Hukuk Dairesi’nin konuya ilişkin 2016/6543 E,  2016/12675 K sayılı  28.4.2016 tarihli ilamı;

“... kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı belirsiz alacak değildirDava konusu edilen alacakların belirlenebilir olmaları ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri anlaşılmakla, asıl davanın bu alacaklar yönünden hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerekirken esasa girilerek karar verilmesi hatalıdır...”

Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır ( H. Pekcanıtez, Belirsiz Alacak Davası, Ankara 2011, s. 45; H. Pekcanıtez/0. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, Ankara 2013, s. 448 ). Sadece alacak miktarının taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da tartışmalı olmasının belirsiz alacak  davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkâna sahip olup olmadığıdır.”

Bu nedenle dava açarken  kıdem  ve ihbar gibi belirlenebilen alacakların  HMK 109 uyarınca kısmi eda, fazla mesai, hafta tatili ve UBGT ücretinin HMK 107/1 uyarınca belirsiz alacak davası yolu talep edilmesi zamanaşımı defi ile oluşacak hak  kayıplarını engelleyecektir.

Uygulamada bir çok meslektaşın, belirsiz alacak davası olarak hazırladığı dilekçesinde “fazlaya dair haklarını saklı tutarak” talepte bulunduğu görülmektedir.

Oysa  Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, fazlaya dair hakların saklı tutulması halinde,  HMK 109. madde kapsamında “kısmi davanın” varlığı  kabul edilmektedir.

YHGK  2014/15-439 E, 2016/207 K.  2.3.2016 tarihli ilamında; 

“Dilekçenin sonuç kısmında fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla dedikten sonra davacının alacağın bir kısmının tahsiline karar verilmesini talep ettiği - dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu haliyle davacı tarafından kısmi dava açıldığının gözetilmesi gerektiği”

 hükmüne yer verilmiştir.

Gerek dava dilekçesinde gerek ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakkının saklı tutulması açıkça kısmi dava açıldığının kabulüdür. Bu gibi durumlarda ek olarak parantez içine yazılan “belirsiz alacak” ibaresinin geçerliliği yoktur.